Sözlükte Kalan İz: "Tây" Heceleri
Vietnamcada patates "khoai tây" olarak adlandırılır; sözcüğün harfi harfine karşılığı "batı yamsı"dır. Soğan "hành tây" (batı soğanı), kuşkonmaz ise "măng tây" (batı bambu filizi) diye anılır. Üç sözcük de aynı mantığı izler: yerel bir kökün adına "tây", yani "batı" hecesi eklenerek o ürünün sonradan geldiği işaretlenir.
İşaretlenen şey, Fransa'nın 1887-1954 arasında sürdürdüğü Hindiçin sömürge yönetimidir. Bu dönemde Vietnam'a soğan, patates, brokoli, domates, karnabahar, marul, tarhun, havuç, enginar, kuşkonmaz ve kahve gibi ürünler girmiş; ekmek, tereyağı ve süt ürünleri sofraya eklenmiştir.
Ama sömürge döneminin bıraktığı iz, mutfağın tamamını yeniden kurmamıştır. Bánh mì, phở ve kahve gibi bugün Vietnam'la özdeşleşen üç lezzet, Fransız malzemesiyle yerel yöntemin kesiştiği noktalarda ortaya çıkmıştır; balık sosu, taze ot ve pirinç temelli omurga ise büyük ölçüde değişmeden kalmıştır.
Bánh Mì: Bagetten Sokak Sandviçine
Baget, Fransızların sömürge yönetiminin başladığı dönemde, 1860'larda, o zamanki adıyla Cochinchine bölgesine girmiştir; uzun süre yalnızca sınırlı bir kesimin erişebildiği lüks bir ürün olarak kalmıştır.
Bu durum I. Dünya Savaşı yıllarında değişmiştir. Buğday ithalatındaki kesintiler fırıncıları ucuz pirinç ununu buğday unuyla karıştırmaya yöneltmiş; bu karışım ekmeği hem daha ucuz hem daha kabarık hale getirerek sıradan Vietnamlıların da bagete erişmesini sağlamıştır.
Bugün bilinen dolgulu hâli çok daha sonra, 1950'lerde Saygon'da şekillenmiştir. 1954'te Vietnam'ın ikiye bölünmesiyle bir milyonu aşkın kişi kuzeyden güneye göç etmiş; göçmenler arasındaki Lê Minh Ngọc ve Nguyễn Thị Tịnh çifti, Saygon'un 3. Bölgesi'nde küçük bir fırın olan Hòa Mã'yı açmıştır. 1958'de Hòa Mã, et dolgulu bánh mì thịt satan ilk dükkânlardan biri olmuştur.
Sandviçin bugünkü formülü bu göç dalgasında oturmuştur: pâté ve karaciğer ezmesi Fransız mutfağından gelirken, üzerine eklenen turşulu havuç-turp (đồ chua), taze kişniş ve acı biber tamamen yerel bir katkı olmuştur. Sonuç, ne bir Fransız sandviçidir ne de bagetsiz bir Vietnam yemeği; ikisinin kesiştiği yeni bir türdür.
Phở'nun Kökeni Neden Hâlâ Tartışılıyor
Phở'nun nasıl ortaya çıktığı, yeterli yazılı kayıt bulunmadığı için tarihçiler arasında hâlâ çözülmüş değildir. Yemeğin modern hâlinin 1900-1907 arasında, Vietnam'ın kuzeyinde, özellikle Nam Định bölgesinde şekillendiği kabul edilir; ama bu tarihten önceki köken farklı üç açıklamayla anlatılır.
Fransız bağlantısını savunan görüş, dilbilimci Gustave Hue'nün 1937'de phở sözcüğünü Fransızca "pot-au-feu" (yavaş pişen et yahnisi) ile ilişkilendirmesine dayanır; kemik suyunda et suyu pişirme tekniğinin Fransız consommé geleneğini andırdığı öne sürülür. Ancak birçok araştırmacı bu bağlantıya karşı çıkar ve iki yemek arasındaki belirgin farkların köken iddiasını zayıflattığını belirtir.
Daha güçlü destek gören açıklama Çin bağlantısıdır. Phở sözcüğünün, "sığır eti eriştesi" anlamına gelen Kantonca "ngưu nhục phấn" (ngàuh yuhk fán) ifadesinin kısalmış hâli olduğu düşünülür; bu okuma 1931 tarihli bir sözlükteki tanımla da desteklenir. 1908-1909 civarında Yunnan ve Guangdong'dan gelen liman işçilerinin talebiyle Çinli göçmenlerin Hanoi'de sattığı sığır etli erişte çorbası, yemeğin yaygınlaşmasında somut bir rol oynamıştır.
Üçüncü açıklama ise sömürge öncesine, kırsal Vietnam mutfağına iner: su mandası etiyle yapılan "xáo trâu" adlı bir çorbanın, zamanla ucuz sığır eti artıklarıyla evrilmiş olabileceği öne sürülür. Kaynaklar bu üç etkinin de yemeğin gelişimine ve adının kökenine katkıda bulunmuş olabileceğini, ama hiçbirinin tek başına kanıtlanmış bir açıklama olmadığını belirtir.
Yazılı iz de bu belirsizliği yansıtır: Fransız araştırmacı Georges Dumoutier'nin 1907'de Vietnam mutfağı üzerine yazdığı kapsamlı metinde phở'den hiç söz edilmez, ama aynı yıl yayımlanan bir Vietnamca öyküde sözcük zaten geçer. Sonraki gelişim adım adım izlenebilir: 1918'e gelindiğinde Hanoi'de birkaç sabit phở tezgâhı bulunuyordu; 1925'te Nam Định kökenli bir satıcı, sonradan "Nam Định usulü" olarak anılacak tarzı tanıttı; nadir pişmiş etle servis edilen phở tái 1930'da, tavuklu phở ise -o dönemde pazarlarda salı ve cuma günleri sığır eti satılmadığı için- 1939'da ortaya çıktı.
Okuyucunun Dikkatine
Phở'nun kökeni tarihçiler arasında hâlâ tartışmalıdır. Bu yazı Fransız, Çin ve yerel açıklamaları eşit ağırlıkla aktarır; hiçbirini kesin köken olarak sunmaz.
1954 Bölünmesi: Phở'nun İkiye Ayrılan Yolu
1954'te Fransız yönetiminin sona ermesiyle gelen bölünme, phở'yi de ikiye ayırmıştır. O zamana kadar güneyde nispeten az tüketilen yemek, kuzeyden gelen bir milyonu aşkın göçmenle birlikte güneyde hızla yaygınlaşmış; ama artık kuzeyin tek tip tarifiyle sınırlı kalmamıştır.
Güneyde limon, filiz (bean sprouts), kokulu ot ngò gai, fesleğen, hoisin sosu ve acı sriracha sosu gibi yeni eklemeler standart hâle gelmiştir. Bugün Kuzey (Hanoi) phở'su berrak, hafif ve tuzlu bir et suyuyla, sadece doğranmış yeşil soğan, kişniş, turşu sarımsak ve acı biber sosuyla servis edilirken; Güney (Saygon) phở'su daha tatlı, daha bulanık bir et suyuna sahiptir ve filiz, fesleğen, hoisin sosu ve sriracha ile zenginleştirilir.
Aynı dönemde kuzeyde tam tersi bir yön izlenmiştir: özel phở lokantaları devletleştirilmiş (mậu dịch quốc doanh) ve eski pirinçten yapılan erişteyle üretime devam edilmiştir. Bir yandan güneyde çeşitlenen, öte yandan kuzeyde devlet eliyle sadeleşen phở, aynı yemeğin siyasi bölünmeyle nasıl iki ayrı çizgide geliştiğini gösterir.
Kahve: Fransız Bitkisi, Vietnam Usulü
Kahve bitkisi Vietnam'a 1857'de Fransız misyonerler tarafından tanıtılmış; ilk düzenli plantasyonlar ise 1888'de, bugünkü Ninh Bình bölgesinde kurulmuştur. Aradan geçen sürede Vietnam, üretim hacminde Brezilya'dan sonra dünyanın ikinci büyük kahve üreticisi konumuna gelmiştir; 2025 sezonu için üretim 26,5 milyon çuval olarak öngörülmektedir, bu da 2023-2024 sezonuna göre yaklaşık yüzde 2'lik bir düşüşe işaret eder.
Ama Vietnam'ın kahvesi, Fransız kahvesinin bir kopyası değildir. Ülkenin toplam kahve üretiminin yüzde 97'si -daha sert ve yoğun bir tür olarak bilinen- Robusta çeşididir; bu oran, Vietnam'ı dünya kahve haritasında Arabica ağırlıklı Fransız kahve kültüründen ayrı bir yere koyar.
Demleme yöntemi de yerelleşmiştir: tek kişilik metal filtre "phin", kahvenin masada, fincanın üzerinde damla damla demlenerek servis edilmesini sağlar. Taze sütün tropikal iklimde saklanmasının güç olması, zamanla yoğunlaştırılmış sütün tercih edilmesine yol açmıştır; bu süt hem kahveyi tatlandırır hem de yoğun tadını dengeler. Buzla karıştırılan hâli cà phê đá, yoğunlaştırılmış sütle buzlu hâli ise cà phê sữa đá olarak bilinir.
Sofraya Eklenen Sebzeler ve Pastane Kültürü
Kahve dışında Fransızların Vietnam sofrasına getirdiği ürünler arasında soğan, patates, brokoli, domates, karnabahar, marul, tarhun, havuç, enginar ve kuşkonmaz sayılır. Bu ürünlerin çoğu bugün de Vietnamcada "tây" (batı) hecesiyle anılır -khoai tây, hành tây, măng tây- ki bu, bir asırdan uzun süre geçmesine rağmen bu malzemelerin hâlâ "dışarıdan gelen" olarak kodlandığını gösterir.
Süt ürünleri ve fırıncılık da aynı dönemde sofraya girmiştir: tereyağı (bơ), krema, yoğurt (ya ua), karamelli puding (bánh flan) ve kruvasan (bánh sừng trâu/bánh sừng bò, sözcük anlamıyla "manda/inek boynuzu ekmeği") bugün Vietnam pastanelerinin standart bir parçasıdır. Fransız usulü açık börek pâté chaud da yerelleşerek "patê sô" adını almıştır.
Bu listenin uzunluğu, sömürge döneminin mutfağa etkisinin yüzeysel olmadığını gösterir; ama bu ürünlerin hâlâ ayrı bir kategori olarak görülmesi -adlarındaki "tây" hecesiyle- yerli mutfağın bunları özümserken kendi kimliğini korumaya devam ettiğine de işaret eder.
Değişmeyen Omurga: Balık Sosu, Taze Ot, Pirinç
Fransız etkisinin ulaşmadığı ya da değiştirmediği katman, Vietnam mutfağının asıl omurgasını oluşturur. Balık sosu (nước mắm) hemen her yemeğin yanında sofraya gelen temel sostur; taze otlar -kişniş, nane, Tayland fesleğeni, ngò gai gibi- neredeyse her tabakta bol miktarda kullanılır.
Pirinç de aynı omurgayı kurar: pirinç kâğıdı (bánh tráng), pirinç eriştesi ve pirinç unu, mutfağın buğday yerine pirinç temelli kalmasını sağlar; bu da yemeklerin büyük bölümünü doğal olarak glutensiz kılar. Geleneksel Vietnam mutfağı süt ürünü ve yağı sınırlı kullanmasıyla, tazeliğe ve doku çeşitliliğine verdiği önemle tanımlanır: etler kısa süre pişirilir, sebzeler çoğunlukla çiğ tüketilir ya da hafifçe haşlanıp kısaca sotelenir.
Bu omurgayı, Asya'nın beş öğe (ngũ hành) ilkesine dayanan bir mutfak felsefesi de destekler: tatlar (ngũ vị) ekşi, acı, tatlı, keskin ve tuzlu olarak beşe ayrılır, her biri bir organ, bir renk ve bir duyuyla eşleştirilir. Yin-yang (âm dương) ilkesi ise malzemelerin "ısıtıcı" ve "soğutucu" özelliklerini dengeler; örneğin "serin" kabul edilen ördek eti yazın "sıcak" özellikli zencefilli balık sosuyla servis edilirken, "sıcak" tavuk ve "çok sıcak" domuz eti kışın tüketilir. Fransız malzemeleri bu dengenin üzerine eklenmiştir, ama dengenin kendisini yeniden kurmamıştır; bánh mì'de bile pâté ve baget, balık sosu ve taze otların yanında ikincil bir katman olarak kalır.
Kuzey, Orta, Güney: Üç Ayrı Damak
Sömürge etkisinin üzerine bindiği yerel mutfak da kendi içinde tek tip değildir. Kuzey Vietnam'ın daha soğuk iklimi baharat çeşitliliğini sınırlar; acı biber yerine daha çok karabiber kullanılır ve tatlar genel olarak hafif, dengeli kalır. Tatlı su balığı, karides, midye ve yengeç gibi ürünler öne çıkar -bún riêu gibi yengeç temelli yemekler bunun bir örneğidir. Vietnam uygarlığının beşiği sayılan bu bölge, bún chả ve phở gà gibi birçok yemeğin de kaynağıdır.
Orta Vietnam'ın dağlık arazisi baharat üretimine elverişlidir; bu da bölge mutfağını diğer ikisinden belirgin biçimde daha acı yapar. Son Vietnam hanedanının başkenti olan Huế'nin saray mutfağı geleneği, burada küçük porsiyonlarla sunulan, özenle süslenmiş, çok sayıda çeşit içeren yemeklerle kendini gösterir; bún bò Huế bunun tanınmış bir örneğidir.
Güneyin sıcak iklimi ve verimli toprağı sebze, meyve ve hayvancılık için elverişli koşullar sunar; bu da yemeklere sarımsak, soğan ve taze otların bol kullanıldığı, hindistancevizi sütüyle tatlandırılan, diğer iki bölgeye göre daha fazla şeker içeren bir karakter kazandırır. Mekong Deltası'nın kendine özgü "ẩm thực khẩn hoang" (yeni yerleşimci mutfağı) geleneği, hurma şekeri, fermente balık ve yabani otların bol kullanıldığı, Khmer ve Çin etkisini de taşıyan bir alt katman oluşturur.
Yorumlar (2)
Bagetin 1860'larda lüks bir ürün olarak girip I. Dünya Savaşı'nda yaygınlaşması ilginç bir tarihsel dönüm noktasıymış.
"Khoai tây" gibi "tây" (batı) hecesinin eklenmesiyle sömürge dönemi ürünlerinin işaretlenmesi harika bir dil detayı.