İki Yönlü Bir Değişim
Bir restoran masasında yemek gelir gelmez ilk hareket artık çoğu zaman çatalı değil, telefonu kaldırmaktır. Bu görüntü aslında sofrada aynı anda yaşanan iki ayrı değişimi anlatır.
Telefon bir yandan karşılıklı oturanların birbirine ayırdığı dikkati bölüyor; öte yandan aynı telefon tabağı paylaşılan bir görüntüye çevirip yemeğin nasıl sunulduğunu yeniden tanımlıyor. İkisi aynı cihazdan çıkıyor ama sofrada birbirinden farklı yönlere işliyor.
Dikkat Dağılması: "Phubbing" Nedir?
Karşılıklı oturan iki kişiden birinin telefonuna bakıp diğerini görmezden gelmesine akademik yazında "phubbing" deniyor; kelime İngilizce "phone" (telefon) ile "snubbing" (yüz çevirme) sözcüklerinin birleşiminden türetildi. Terim ilk kez 2007'de Avustralya'da ortaya çıktı, Mayıs 2012'de bir reklam ajansının başlattığı kampanyayla dünya geneline yayıldı.
Phubbing üzerine yapılan çalışmaları derleyen bir literatür taramasına göre bu davranış yalnız sosyal medya kullanımıyla sınırlı değil; yemek sırasında, toplantılarda ve arkadaş buluşmalarında da görülüyor. Aynı taramanın aktardığı bir bulguya göre (Misra ve ark., 2014), masada telefon bulunan sohbetlerde katılımcıların birbirine gösterdiği empatik ilgi, telefonun bulunmadığı sohbetlere kıyasla daha düşük ölçüldü.
Aynı derlemeye göre bu davranış çevredekiler tarafından saygısızlık olarak da okunabiliyor; kişinin iletişimden kaçındığı ya da ortamla ilgilenmediği izlenimini verebiliyor (Anshari ve ark., 2016 atfı).
Tabak Bir Görüntüye Dönüşünce
Sofranın diğer ucunda farklı bir değişim yaşanıyor: yemek artık yenmeden önce sıkça fotoğraflanıyor. Sosyal medyanın ve ön kamerayla çekilen görüntülerin yaygınlaşmasıyla amatör yemek fotoğrafçılığı da arttı; Hong Kong'da bu alışkanlık "kamera önce yer" diye adlandırılıyor — fotoğrafçının kendi kamerasını, kendisinden önce doyurduğu benzetmesiyle.
Bu alışkanlık sunumu da etkiliyor. Bazı Fransız restoranlar tabak tasarımının bir şef emeği olduğunu ve önceden paylaşılan fotoğrafların sonraki müşterilerin sürprizini bozabileceğini gerekçe göstererek fotoğraf çekimini kısıtladı. Hong Kong'daki bazı şefler ise tam tersi bir yol izleyip müşterilerin paylaştığı fotoğrafları bir geri bildirim kanalı olarak okuduklarını ve tabaktaki sunumu buna göre gözden geçirdiklerini belirtti.
“Dijital öncesinde, kendim dışında kimsenin kişisel kullanım için filme yemek fotoğrafı çektiğini hatırlamıyorum.”
Fotoğraflamak Yemeğin Algısını da Değiştirebiliyor
Fotoğraf çekmenin sofradaki etkisi yalnızca bekleme ve dikkat dağılmasıyla sınırlı değil. Journal of Personality and Social Psychology'de yayımlanan bir çalışmaya göre, yemeğini fotoğraflayan katılımcılar, fotoğraflamayan katılımcılara kıyasla yemeği daha lezzetli bulduklarını bildirdi; araştırmacılar bunu fotoğraf çekerken oluşan beklenti artışına bağladı.
Aynı kaynağa göre paylaşılan yemek fotoğrafları restoranlar için bir keşif kanalı işlevi de görüyor: bir tabağın görüntüsü, onu gören başka bir kişiyi o mekânı denemeye yönlendirebiliyor.
Fotoğrafı Çekilene Kadar Bekleyen Sofra
Fotoğrafın "doğru" çıkması için beklemek, sofrada yeni bir görgü meselesi hâline geldi. Bazı yemek severler en iyi açıyı yakalamak için tabakları ya da masadaki nesneleri yeniden düzenliyor; bu sırada aynı masadaki diğer kişiler yemeğe başlamadan bekliyor.
Konuyu ele alan kaynaklar bu davranışı kaba bir sofra tavrı olarak sınıflandırıyor, çünkü bir kişinin görüntü kaygısı diğerlerinin açlığını ve sabrını sınayabiliyor.
Mekân Seçimi Artık Çevrimiçi Başlıyor
Bir mekânı tercih etme biçimi de değişti. Bir zamanlar komşudan ya da arkadaştan duyulan öneriyle seçilen restoranlar, bugün büyük ölçüde telefon üzerinden okunan çevrimiçi değerlendirmelerle seçiliyor.
2011'de Harvard Business School'da yapılan bir araştırmaya göre, bir işletmenin çevrimiçi puanındaki her bir yıldızlık artış satışlarını yüzde 5-9 oranında etkiledi. 2012'de Kaliforniya'daki (Berkeley) iki iktisatçının yaptığı bir çalışma ise puanın 3,5'ten 4 yıldıza çıkmasının, bir mekânın yoğun saatlerde dolu rezervasyon alma ihtimalini yüzde 19 artırdığını gösterdi. Yorumlar ve puanlar böylece kulaktan kulağa yayılan önerinin yerini büyük ölçüde aldı.
Uzaktaki Sofrayla Bağlantı ve Kendiliğinden Oluşan Kurallar
Aynı cihaz sofraya olumlu bir boyut da kattı. Uzaktaki aile üyeleri görüntülü aramayla aynı öğüne uzaktan katılabiliyor, bir tarife anında erişilebiliyor, yabancı dildeki bir menü ya da alerjen listesi telefonla anında çevrilebiliyor. Bu fayda dikkat dağılmasıyla ilgili rahatsızlığı ortadan kaldırmıyor ama tabloyu tek yönlü kılmıyor.
Rahatsızlık bir noktada kendiliğinden kurallara da dönüştü. 2012'deki kampanya, telefonu sofrada bir kenara bırakma fikrini küresel bir tartışmaya taşıdı; bazı restoranlar ise fotoğraf çekimini kısıtlayarak kendi kuralını koydu. İkisi de aynı ihtiyaçtan doğuyor: sofrayı ekranın değil, karşıdaki kişinin belirlediği bir alan olarak tutmak.
Yorumlar (2)
Telefonun hem bölücü hem sunumu yeniden tanımlayıcı iki yönlü etkisini ayırması çok yerinde bir yaklaşım, tek taraflı eleştiri yapmamış.
Phubbing teriminin 2007'de Avustralya'da çıkıp 2012'de yayıldığını bilmiyordum, Misra ve arkadaşlarının bulgusuna değinmesi güven verici.