İki Aşamalı Dönüşüm: Önce Alkol, Sonra Asit
Bir kavanoz elma suyunun sirkeye dönüşmesi, aslında art arda gelen iki ayrı fermantasyondan ibarettir. İlk aşamada mayşedeki şeker, mayanın etkisiyle etanole ve karbondioksite dönüşür; bu, şarabın ve biranın da temelini oluşturan klasik alkol fermantasyonudur.
İkinci aşama sirkeyi sirke yapan asıl adımdır. Ortama bol oksijen girdiğinde asetik asit bakterileri devreye girer ve etanolü asetik aside, yani sirkenin keskin kokusunu ve ekşi tadını veren bileşiğe oksitler. Bu iki aşama art arda işlemezse ortaya çıkan sıvı ne şaraptır ne sirke: oksijensiz kalan alkol asit hâline gelemez, oksijenle karşılaşmayan şeker de alkole dönüşemez.
Asetik asit bakterileri zorunlu aerobik canlılardır; oksijen olmadan çoğalamaz ve etanolü asetik aside dönüştüremezler. Bu yüzden sirke üretiminin tamamı, şarap veya biranın oksijensiz ortamda ilerleyen mayalanmasının aksine, bol havalandırılmış bir ortamda gerçekleşir. Sirke üreticilerinin barındırdığı yöntem çeşitliliğinin çoğu da bakterilere ne kadar oksijen sağlandığıyla ilgilidir.
Sirke Anası: Bakterilerin Gözle Görülür Hâli
Fermantasyonun yüzeyinde zamanla jelatinimsi, bulanık bir tabaka oluşur: sirke anası. Bu tabaka, bakterilerin ürettiği selüloz liflerinin bir araya gelmesiyle oluşan bir biyofilmdir ve içinde canlı asetik asit bakterileri ile bir miktar maya barınır. Elma sirkesinde bu tabakaya çoğunlukla Acetobacter cinsi bakteriler egemenken üzüm kökenli sirkelerde Komagataeibacter cinsi öne çıkar.
Sirke anası üretim için zorunlu değildir ama işi hızlandırır: yeni bir mayşeye eklendiğinde ortamda hazır bir bakteri kolonisi bulunur ve fermantasyon sıfırdan başlamak zorunda kalmaz. Geleneksel yöntemlerde aynı ana kültür, varil boşaltılmadan parti parti yeniden kullanılır.
Yavaş Yüzey Yöntemi: Orleans Usulü
Fransa kökenli Orleans yönteminde varil yalnızca yarıya kadar şarapla doldurulur; böylece sıvının oksijenle temas edeceği geniş bir yüzey kalır. Varilin yan tarafına açılan delikler tülbentle kapatılır: hava girer, toz ve böcek girmez. Sıvının üstünde yüzen sirke anasını bozmamak için taze şarap, huni ve ucu U şeklinde kıvrılmış bir boru yardımıyla varilin dibinden eklenir.
Bu yavaş yöntemde yüzde 9 alkol içeren bir şarabın tamamının asetik aside dönüşmesi bir ile üç ay sürer. Süreç yavaş ilerlediği için bakteriler mayşedeki aroma bileşikleriyle daha uzun temas eder; zanaatkâr sirke üreticilerinin bu yöntemi hâlâ tercih etmesinin nedeni budur.
Ara Yöntem: Jeneratör Sistemi
Orleans yöntemi ile tam endüstriyel batırma yöntemi arasında üçüncü bir teknik daha vardır: jeneratör sistemi. Kayın ağacı talaşıyla doldurulmuş yüksek bir kulenin tepesinden alkollü sıvı yavaşça akıtılırken hava kulenin altından yukarı doğru verilir; talaşın üzerine yerleşen bakteriler geniş bir yüzeyde havayla temas eder ve dönüşüm hızlanır.
Bu ara yöntemde bir parti, bir ile iki hafta içinde tamamlanabilir: Orleans yönteminin haftalarca süren temposuyla tam endüstriyel batırma sisteminin gün içinde biten hızı arasında bir orta yoldur.
Hızlı Endüstriyel Yöntem: Batırma Fermantasyonu
Tam endüstriyel ölçekte üretim, bakterilerin oksijenle temasını en üst düzeye çıkararak süreci daha da kısaltır. Batırma (submerged) yönteminde bakteriler sıvının içine tamamen batırılmış hâlde tutulur ve ortama sürekli basınçlı hava pompalanır; bir parti genellikle bir ile üç gün içinde tamamlanır.
Frings Acetator adı verilen endüstriyel cihazlarda saatte yaklaşık 1.600 litre hava, karbon filtreden geçirilerek 30 santigrat derecedeki mayşeye üflenir. Bakteri kültürü güçlüyse bu sistemde bir partinin tamamlanma süresi altı saate kadar inebilir; aynı işlem Orleans yönteminde haftalar sürer.
Hammaddeye Göre Sirke Çeşitleri
Sirkenin hammaddesi, önce hangi meyve veya tahılın şekerinin alkole dönüştüğüyle belirlenir. Elma sirkesi ezilip preslenen elma suyunun fermente edilmesiyle, üzüm sirkesi ise kırmızı veya beyaz şarabın asetik aside dönüştürülmesiyle elde edilir.
Balzamik sirke farklı bir kategoridir: hammaddesi şarap değil, kaynatılarak koyulaştırılmış üzüm şırasıdır. Geleneksel Modena balzamik sirkesinde şıra açık ateşte yaklaşık bir gün boyunca kaynatılıp hacminin üçte birine ya da yarısına kadar indirilir, ardından meşe, kestane, kiraz, ardıç ve dut ağacından yapılmış, küçülen varil serilerinde en az on iki yıl bekletilir; bu süre korunan (DOP) versiyonun asgari şartıdır.
Pirinç sirkesi ise önce pirinç şarabına, sonra sirkeye dönüştürülen tahıl kökenli bir sirkedir. Japon pirinç sirkesi genellikle yüzde 5 civarında asetik asit içerecek kadar yumuşaktır; Çin'in Zhenjiang ve Sichuan bölgelerinde üretilen koyu renkli pirinç sirkeleri ise daha belirgin, dumansı bir tat profiline sahiptir.
Markette satılan “balzamik sirke” yazılı ürünlerin büyük bölümü geleneksel Modena üretimiyle aynı şey değildir: ticari versiyonlar genellikle şarap sirkesine karıştırılmış üzüm şırası ve karamel renklendiricisiyle hazırlanır, altmış gün gibi kısa bir sürede şişelenebilir. Etikette “Aceto Balsamico Tradizionale di Modena DOP” ibaresi yoksa ürün on iki yıllık bekleme sürecinden geçmemiş demektir.
Fermantasyon tamamlandığında sirke süzülür; sirke anası bir sonraki partiye aktarılır ya da ayrılır, süzülen sıvı bazen kısa bir dinlendirme sürecinin ardından şişelenir. Sirkenin kendisi yüksek asitliği sayesinde açılmamış hâlde oda sıcaklığında uzun süre bozulmadan kalabilir; bu da onu diğer birçok fermente üründen ayıran pratik bir özelliktir.
Asitlik Derecesi Ne Anlama Gelir?
Şişe etiketindeki asitlik yüzdesi, sirkenin içindeki asetik asit miktarını gösterir ve hem tadını hem kullanım alanını belirler. Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Yeni Zelanda'da satılan sirkelerin en az yüzde 4 asetik asit içermesi zorunludur; Kanada'da bu aralık yüzde 4,1 ile 12,3 arasında değişir.
Turşu gibi oda sıcaklığında uzun süre saklanacak ürünlerde asitlik oranı özellikle önemlidir: yüzde 5'in altındaki bir sirke, güvenli saklama için gereken düşük pH seviyesini sağlayamayabilir. Bu yüzden konserve ve turşu tarifleri, etiketinde asitlik oranı açıkça yazan sirkelerle hazırlanır.
Okuyucunun Dikkatine
Ev yapımı sirkenin gerçek asitlik oranı ölçülmeden turşu veya konserve yapımında kullanılması güvenli değildir; ticari sirkelerin etiketinde asitlik yüzdesinin yazılı olması bu yüzden önemlidir.
Mutfakta Kullanım Alanları
Asitlik oranı düşük, hafif sirkeler, örneğin pirinç sirkesi, çiğ sebze ve deniz ürünleriyle birlikte incelikli soslarda tercih edilir. Japon mutfağında pirinç sirkesi şeker ve tuzla karıştırılarak doğrudan pişmiş suşi pirincine eklenir. Daha keskin sirkeler ise marine, deglaze ve turşu gibi asit vurgusunun belirgin olması gereken kullanımlarda öne çıkar.
Deglaze tekniğinde tavaya dökülen birkaç damla sirke, kızartma sonrası tavan tabanında kalan karamelize et veya sebze kalıntılarını çözerek bir sosun tabanını oluşturur. Balzamik sirke ise tatlı-ekşi dengesi nedeniyle hem tuzlu hem tatlı tariflerde azar azar kullanılır; yüksek asitli şarap sirkeleri bir vinaigrette'in omurgasını oluşturur.
Asitlik oranı farklı iki sirke aynı tarifte birebir değiştirilemez; ikame yapılacaksa miktar buna göre azaltılıp çoğaltılır. Sirke seçimi tarifteki diğer bileşenlerin yoğunluğuna göre değişir: hafif bir yemekte ağır bir balzamik sirke dengeyi bozabilir.
Hammadde elma, üzüm, pirinç ya da başka bir şey olsun, sirkenin mutfaktaki karakterini belirleyen aynı iki adımdır: önce şekerin alkole, ardından alkolün aside dönüşme hızı ve biçimi. Bir şişeyi rafa koymadan önce bakılacak iki bilgi de budur: hammadde ve asitlik oranı.
Yorumlar (3)
Balzamik sirkenin şaraptan değil kaynatılmış üzüm şırasından geldiğini bilmiyordum, DOP'lu versiyonun en az on iki yıl beklediği bilgisi de şaşırtıcıydı.
Asetik asit bakterilerinin oksijene bu kadar bağımlı olması ilginç, evde kendi sirkemi yapmayı deneyeceğim.
İki aşamalı fermantasyonu (önce alkol sonra asetik asit) hiç bu kadar net düşünmemiştim, sirke anasının selüloz lifi olduğunu da yeni öğrendim.